Hava Gemisi TH-145 [3]

Bölüm 3

Tam önlerinde gözle görülür bir şekilde gitgide yükselen, büyüyen, büyüdükçe arsızlaşan ve kendini besleyen hormonlu, beyaz bir karnabahar vardı. Sebzeden ziyade dev bir bulut, dibinde koyu gri ve soğuk başlayıp yükseldikçe beyazlaşan, güneşe doğru yükselen bir doğa harikası. İnsanı garip bir biçimde cezbeden ve kendisine doğru çağıran bu güzel bulutu bilmeyen bir havacı olamazdı.

Kümülonimbus;

Wikipedia’da yazan tanım vesairenin altında yazan satırlar şöyle idi:

“Şu ana kadar hiçbir kümülonimbus bulutunun içi görüntülenmemiştir. Sadece sağ çıkan çok nadir görgü tanıkları ve radarlar sayesinde bilgi sahibi olunmuştur.”

Her ne kadar içi görünmese de dışından farkedilmemesi pek mümkün olmayan bu buluta uzaktan bir el sallamanın yeterli olması gerektiği, şimşek gibi kafasında belirdi kaptanın.

“Soldan 300 başta devam edelim. Bu canavara pek yaklaşmasak iyi olacak. Saliha da inşallah yukarıda kendini bağlamıştır. Zaten tüy gibi, uçup gitmesin kızcağız.”

Gözleri çakan şimşekten kamaşan Saliha’nın kendini bağlamış olması bir nebze rahatlattı kendisini ve çantasından koruyucu gözlüklerini çıkarttı. Rüzgar hızını çok arttırmıştı. Anlaşılan fırtınanın çok yakınına sürüklenmişlerdi. “Bir an önce şu aleti tamir edeyim.” diye düşünerek işe koyuldu.

Önce yağ pomasına bağlı hortumları sökmeye başladı. Rüzgarın de etkisi ile üzerine bulaşan sıcak yağı önemsemedi. Sonuçta teknisyen olarak yağ, kir ve pas içinde dolaşmaya alışkındı. Erkekler de ancak iş kıyafetleri dışında iken kendisine alıcı gözle bakardı. Bundan da pek şikayetçi değildi. Eski erkek arkadaşını kaybettikten sonra, çok da bu işler ile kendisini meşgul etmemiş, gelen teklifleri de geçiştirmişti.

Pompaya güç sağlayan aktarma kayışını da gergi mekanizmasından kurtarıp kontrol etti. Oldukça bollaşmıştı. Ama yanında yedeği olmadığından şimdilik idare eder diye düşündü. Arızalı üniteyi tutan beş tane civatayı sökerek pompayı yerinden çıkarıp yenisini takmaya başladı. Bu esnada kaptanın cızırtılı sesi telsizde duyuldu.

“Hadi be kızım, bitmedi mi işin?”

“Efendim 5 dakikaya biter, haber vereceğim.”

“Tamam çabuk ol bir an önce bağlanmamız lazım.”

“Anlaşıldı”

Pompayı yerine taktı, daha sonra sırası ile söktüğü kayışı ve boruları yerine oturtarak etrafı kontrol etti. “İyi usta parça arttırır.” diye düşünse de havacılıkta pek istenmeyen bu durumu kendisinin de gerçekleştirmediğini görüp bir oh çekti.

“Efendim, motor tamam, pim elimde, uzaklaşıyorum, motora güç verebilirsiniz”

Elektrik ile çalışan motorun istenilen RPM’ e çıkması kısa sürede gerçekleşti.

“Eline sağlık Saliha, bir an önce içeri gir. Akşam biran benden”

“Sağolun efendim”

Hava gemisi TH-145 motorların koordineli çalışması ile türbülanslı rüzgarı yararak rıhtıma doğru alçalmaya başladı.

Yorum yapın