Hava Gemisi TH-145 [9]

Bölüm 9

Köprüye vardıklarında Erdoğan kaptan elleri arkasında ön camdan uzaklara bakıyordu. Zaman zaman içtiği piposu ağzında olduğu halde, etrafında ufak bir duman halesi oluşmaktaydı. Havada hafif bir vanilya kokusu vardı. Köprüde vardiya nöbetçisi dışında kimse olmadığı için piposunu rahatça tüttürmekteydi.

Saliha, Tekin ve peşlerine ısrar ile takılan Tufan kapıda beklemeye koyuldu, kaptanın daldığı düşüncelerden uzaklaştırmamak için çıt çıkarmadan duruyorlardı. Saliha Tekin’in kulağına eğilerek:

“Ne düşünüyor acaba?” diye sordu.

“Bilmiyorum ki, bazen böyle daldığı oluyor ama daha ne düşündüğünü anlattığını duymadım.”

“Gelin çocuklar” diye arkasını dönmeden seslendi.

“Artvin’e gideceğiz.”

“Efendim, orada ne işimiz var? Artvin’de sadece askeri bir karakol ve boş madenler var. Başka da bir şey yok.” diye atladı Saliha.

“Tufan size anlatmadı sanırım gördüklerini.”

Tufan kendini savunmak için:

“Efendim anlatmaya fırsat olmadı, siz çağırınca geldik ama müsadenizle devam edeyim.”

“Tabii ki, orada olan sendin.”

“Başını zaten anlatmıştım. Işık yandıktan sonra yanımıza daha önce hiç görmediğim bir tür koruyucu kıyafet giyen iki kişi yaklaştı. Yeni ve modern bir donanım olduğu belliydi. Kollarında kurt amblemi olduğunu gördüm. İçlerinden uzun boylu olan muhtemelen yetkili olandı. Bize bölgenin kendilerine ait olduğunu, özel mülkiyetten en kısa sürede çıkmamız gerektiğini söyledi. İkna etmesi için de ellerindeki MP-5 leri göstermesi yeterli oldu. Biz de çatışmaya girmek istemediğimizden biraz daha bilgi almaya çalıştık ama iki kişi geri dönüp süratle uzaklaştı.”

“Peki orada ne gördün? Nereden çıktı o adamlar?”

Tekin meraklanmıştı.

“Işık çok parlaktı ama dağın yamacında açılan bir kapı gördüm. Muhtemelen eski demir veya bakır madenlerinden biriydi. Malum o bölgede eskiden çok maden vardı ve yüksekte olduklarından emniyetli bölgede sayılır.”

“Ne işleri varmış orada, başkaları da var mıydı?”

Bu sefer soru soran Saliha’ydı.

Kaptan cevapladı:

“İşte biz de bunu merak ediyoruz Saliha, orada bizim bilmediğimiz bir yerleşim olabilir. Bilgi almak için çok kişi ile temasa geçtim ama kimse bir şey söylemiyor. Biz de gidip tekrar bakalım dedik.”

“Peki hiç bir haritada olmayan bir yerleşime bakmak için nasıl ana üsten izin alacağız?”

“Almayacağız.”

Kaptanın yüzündeki ciddi ifade şaka yapmadığını kanıtlıyordu.

Yorum yapın