Kaybettim

7 Aralık 1996 – Ankara

Yağmurlu bir Eylül sabahıydı. Otobüsten indim, başım önde yavaş yavaş yürüdüm. Ne sabahın o buz gibi esen rüzgarını, ne de yağan soğuk yağmur tanelerini hissediyordum. Düşünemez olmuştum. Ne yaptığımı bilmeden yürüdüm yol boyunca. Doğup büyüdüğüm yere gelmiştim, fakat…

En sonunda yeni taşındığımız evimize geldim. Nasıl tanıdım bilmem, merdivenleri çıkmaya başladım. Her basamak içimdeki acıyı daha da artırıyordu. Haberi öğrendiğim anda içimdeki yangın tüm benliğimi, düşüncelerimi parçaladı. Dünyam başıma yıkılsaydı da oraya gitmeseydim. Yaşadığım bir hafta ömrümden bir yıl götürmüş olmalıydı. Fakat hayatın da ta kendisiydi bu. İnsan er ya da geç bir başına kalacaktı, bir başına. İnsanlığın varoluşundan beri böyleydi bu. Bazen acıyla, aniden oluveriyordu işte.

İşte bugün de yalnızlığın pençesine düştü ruhum. Belki de kaybettiğimi kabullenmek istemeyişim itti beni bu çukura. Ankara’nın ışıl ışıl caddelerinde yalnızdım yine. Kaybettiklerimiz geri dönmez artık, fakat hayat hala devam etmekte direniyor. Herkes gibi hayatın girdabına kapılıp onunla bütünleşmek belki de biraz yalnızlığı yok edecek. Karanlık belki biraz ışıkla aydınlanacak.

Yorum yapın