Hava Gemisi TH-145 [2]

Bölüm 2

Hava gemileri, diğer adıyla güdümlü hava balonları, isim babası olan Kont Ferdinand von Zeppelin’den bu yana oldukça değişim göstermişti. TH-145 de üretildiği Hamburg’daki fabrikasından çıkmasından bu yana da üç kez modifiye edilmiş, son modifikasyonda da yeni nesil TOPAZ-III tipi nükleer reaktör ile güçlendirilmişti. Aslında yıllar geçtikçe, devrin hava gemileri zeplin, dron ve denizaltı karışımı bir alete dönüşmüştü. Saliha’nın gemisi de havadan hafif bir hava taşıtı olduğundan halen sıcak hava ve helyum tanklarına sahipti, bu nedenle hiçbir motoru çalışmasa dahi havada süzülebilme yeteneğini en eski zeplin tasarımlarından miras almıştı. Son nesil TOPAZ-III termo-iyonik hafif nükleer reakörü hiç yakıt ikmali yapmadan yaklaşık 10 yıl gemiye enerji sağlayabilmesinin yanında yaklaşık 800kg’lık ağırlığı ile oldukça da hafif sayılabilirdi.

Gemiye yön veren ise 4 adet elektrik motoru idi. Yüksek performanslı bu elektrik motorları oyuncak multikopterlerin çalışma mantığı ile gemiyi üç boyut içerisinde her yöne hareket ettirme yeteneğine sahipti. Ve sadece dönüş hızlarını değiştirerek. Güzel numara.

Üç numaralı motorda soğutma amacı ile kullanılan yağın ısınması muhtemelen yağ pompasından kaynaklanıyordu. Saliha yanına aldığı yedek yağ pompası ile asansörün ÜG2 yazan düğmesine bastı.

“Seninle işimiz çok uzun sürmez umarım” diye düşündü Saliha ve bir anda açılan kapıdan esen sert rüzgar ile saçları uçuştu ve hafiften ürperdi.

Üst güverte 2, hava gemisinin aslında tepesi sayılırdı. Yaklaşık 4 futbol sahası büyüklüğünde olan geminin üstünde çok sayıda anten, radar ve ıvır zıvır ekipman vardı.

“Saliha nerdesin?”

Kaptanın sesinde ufak bir telaş sezilse de Saliha rahat bir ses tonu ile cevap verdi:

“Efendim motora ulaşmak üzereyim, yedek fan motorunu çalıştırıp ana motoru kapatın lütfen”

“Anlaşıldı”

Gemide bir tane merkezi yedek fan motoru vardı. Herhangi bir motorun arıza yapması durumunda aşağı yönlü yüksek basınçlı hava – Harrier uçaklarındaki gibi – üfleyerek geminin dengesini geçici olarak korumasını sağlamak için tasarlanmıştı. Ancak bu motor sıvı yakıtla çalıştığından uzun süre kullanılması istenmezdi. Ne kadar az ikmal o kadar az sıkıntı! Yere yaklaşmak artık emniyetli değildi.

Basınçlı hava sesi Saliha’nın kulaklarını tırmalamaya başlayınca ana motorun devri düşmeye başladı.

“Efendim motorda çalışmaya başlıyorum”

“Tamam Saliha, işin bitince haber ver”

Emniyet pimini takarak motor yan kapağını açmaya başladı. Pim takılı olduğunda motora giden elektrik akımı kesildiğinden kazara çalışıp kafasını koparma imkanı yoktu. Yıllar önce eski bir arkadaşı olan Zafer kendisi ile ilgili bir anısında benzer bir kafa kopma anısını paylaşmıştı. S-70 ya da halk ismi ile Kara Şahin ile uçtuğu bir görevde köy korucusunun çantası helikopterin paline takılmış ve olay kafanın kopması ile sonuçlanmıştı.

Saliha 10 sene öncesini düşündü, bu kadar kısa zamanda hayat nasıl bu kadar hızlı ve radikal bir şekilde değişmişti? Kendi ailesi neredeydi ve daha da önemlisi hayatta mıydılar? HiFly havayollarında Airbus teknisyeniyken çalıştığı zamanlar aklına geldi.

“Şu işi bitireyim de bir sigara içeyim içeri girmeden” diye düşündüğü sırada her yer bembeyaz oldu.

Yorum yapın