Saliha-3

…Sadece ismini hatırlıyor olması da tuhafına gitti. Uzaktan bir müzik sesi duyduğunu sandı birden. Ama engin denizde bunun olması da saçma geldi. Birden saçma bulduğu bu düşüncenin içinde bulunduğu saçmalığa kıyasla pek de saçma olmadığını düşünerek kendisine güldü.

Ben de gönül çektim eskiden, Yandı hayatım bu sevgiden,
Anladım ki bir aşka bedel, Gençliğimmiş elimden giden
Önünde ben geldim de dize, Yar olmadı bu kimsesize,
En nihayet düşüp can verdim, Gözündeki yeşil denize…

Bu şarkıyı hatırlıyordu! Kimdi bunu söyleyen? Şarkıyı duyduğu tarafa doğru ilerledi… Bir garip hallerdeydi… Neydi burası? Neden buradaydı?

Sonra karşıdan kendi sesinden başka bir şarkı duydu… Neler oluyordu?

Eğer öksüz kalırsa bu ölümüne sevda
Sussun rüzgâr, solsun güneş, bitsin bu rüyâ
Eğer gönüllerde sevgiye yer yoksa
Aşktan söz etmeyi bırak dalgalara
Bir çivit mavisi renkle yazılsın
Sen, ben, hikâyemiz, bu kara sevda

Vücudu ağrıyordu, acı çekiyordu ama gözlerini açmak istemiyordu.. Özlemişti bu sözleri… Özlemişti bu hisleri…

Karardi Karadeniz taşti bu yana taşti
Haber verun yarume, gözlerum doldi taşti
Gemi mil ilen olur, sevda dil ilen olur
Güzeller çok var ama, meyil birine olur

Kazım Koyuncu? Karardı Karadeniz? O konser…

Gözlerini açıp hafifçe doğrulmaya çalıştı… Olmadı… Sırtı inanılmaz ağrıyordu… Nerede olduğunu anlamaya çalıştı… Türkü devam ediyordu ama konserde değildi… Eski bir radyodan geliyordu sesler… O konser gecesi yaşadıklarından eser yoktu etrafta.

Neresi burası?” diye sesini yükselterek sordu…

“Saliha-3” üzerine bir yorum

Yorum yapın