Hava Gemisi TH-145 [5]

Bölüm 5

Tekin kendisini mutfağa attığı an ışıklar ve sirenlere içinden bir küfür yolladı. Tam da zamanıydı manevranın. Elektrikler geldiğinden akşam yemeği için fırın ve ocaklar tam gaz çalışıyordu. Yardımcısı Kerem’e oturduğu yerden bağırdı:

“Oğlum kapat şu zamazingoları, artık demirleyince hızlıca hazırlarız yemekleri, zaten herkes gemi dışında yer bugün, kimse bayılmıyor senin yemeklerine!”

“Ayıp oluyor ama usta.”

“Şaka ulan hemen de alınır kibar şef.” diyerek göz kırptı Kerem’e.

Kerem hemen tüm fırınların bağlı olduğu devre kesiciyi indirdi, ana gaz vanasını da kapattı.

“Hadi bağlan, yanaşıyoruz.”

Kaptan tüm gemi için yerlerinize oturun ve kemerinizi takın ikazı vermişti zaten kırmızı ışık ve sirenler ile. Tabii herkes için anlaşılır bir emirdi bu. Yoksa kırık bir kol veya kaburga ile revirin yolunu tutardınız.

Kaptan’ın adı Erdoğan idi. Aslında geçmişte uzak yol kaptanıydı. Yıllarca okyanus aşan konteyner gemilerinde çalışmıştı. En son çalıştığı Panama sınıfı bir yük gemisi idi. 2029 yılında meydana gelen dünya çapındaki salgın küresel bir yıkıma yol açtığında Bengal körfezinde Kuala Lumpur’dan Kalküta’ya doğru seyir halindeydiler. Geminin vardiya subayı telefonla kendisini köprüye çağırdığında saat 05:12UTC idi. Deniz sakin, gökyüzü açıktı. Öğleden sonra biraz dinlenmek için daha yeni uzanmıştı.

Dümencinin sesi ile hatıralarından hemen sıyrıldı.

“Kaptan demirleme için sabitleme manevrasına hazırız.”

“Ali Kemal hava sallantılı, el ile kumandaya geçiyorum, hazırsan kumandalar bende.”

“Kumandalar sizde efendim.”

Sabitleme manevrası, 4 tane halatın bağlanması bitene kadar gemiyi sabit tutmak demekti. Bunun için elektro-mekanik oto-stabilizasyon sistemi mevcuttu ama fırtınalı havalarda kaptanın tecrübesine güvenmek daha mantıklıydı.

“145, 1 numaralı bağlantı için hazırsanız halatınızı salın.”

Telsizden rıhtım kontrol merkezinin talimatını duyan kaptan, ikinci kaptana bakışıyla onay verdi. İkinci kaptan Hakan halatı salmak için kontrol panelindeki düğmeyi çevirdi ve halat aşağı kaymaya başladı. Üzerindeki sayaç 60 metreyi gösterdiğinde düğmeyi kapattı. Aşağıdaki rıhtım işçileri salınan halatı yakalayıp babaya bağlantısını yaptılar. Aynı zamanda 1 numaralı halat içerisinde bulunan harici güç bağlantısını da rıhtım güç soketine bağladılar ancak gemi tamamen limana bağlanana kadar ana şalteri açmayacaklardı.

İlk halat bağlandığında kaptan ters tarafa doğru gücü hafifçe arttırarak halatın gerilmesini sağladı. Böylece gemiyi dengede tutması kolaylaşmış oldu. Sıra 3 numaralı halattaydı.

“3 numara salınıyor.”

“Anlaşıldı 145.”

3 numara geminin sol arkasında yani 1 numaralı halatın çaprazındaydı. Bu halat da bağlandığında kaptanın işi neredeyse tamamlanmıştı. İki halat gemiyi sabit tutarken 2 ve 4 numaralı halatların bağlanması için kumandayı tekrar Ali Kemal’e verdi.

“Tüm halatlar bağlandı, 145”

“Harici güç için hazırız.”

Melih kaptandan onayı aldıktan sonra harici gücü gemiye verip tüm elektrik motorlarını kapattı. Şu an gemi tüm gücünü rıhtımdan almaktaydı. Reaktör ise şu anda büyük bir kombi vazifesi görerek sıcak su ve havalandırma işini üstlenmişti.

“Hakan, gemi sende benim dışarıda biraz işim var.”

“Baş üstüne efendim, ben ikmal ve bakım işlerini takip ederim.”

Erdoğan kaptan köprüyü terk ettiğinde, Tekin ve Kerem çoktan işe koyulmuştu.

Yorum yapın